Cumhuriyet Öncesi Türk’lerin  Havacılık Çalışmaları


Lagari Hasan Çelebi 

IV. Murat devrinde Evliya Çelebi, Cemşit Hezarfenlerden bahsederken bir de Lagari Hasan Çelebi'yi anlatir. Bu zat hakkındaki kaynak, sadece bundan ibarettir. Evliya Çelebi'ye göre Lagari Hasan Çelebi Sarayburnu'ndan kendi yapısı bir roket fişeğe binerek yükselmiş ve salimen denize inmiştir. ((Lagari Hasan Çelebi, Murat Han'ın Kaya Sultan nam duhteri pakizesi vücude geldiği gece akube şadmanlığı oldu. Lagari Hasan, elli okka barut macunundan yedi kollu bir fiseng icad etti. Sarayburnu'nda Hünkar huzurunda fisenge bindi ve şakirdleri fisengi ateslediler. Lagari padişahım seni Huda'ya ısmarladım; Isa Nebi ile konuşmağa gidiyorum diyerek temcid ve tevhid ile evci asumana huruc eyledi. Yanında olan fişengleri ateş edip ruyi deryayı çeragan eyledi. Bamı felekde fisengi kebirinin barutu kalmayıp da zemine doğru nüzul ederken, ellerinde olan kartal kanatlarını açıp Sinanpaşa Kasrı önünde deryaya indi. Oradan şenaverlik ederek uryan huzurı padşahiye geldi. Zemini bus ederek ((Padşahım, Isa Nebi sana selam etti» diye şakaya basladı. Bir kise akça ihsan olunup yetmiş akça ile sipahi yazıldı. Sonra Kırım'da Selamet Giray Han'a gidüp orada merhum oldu. Rahmetli yar-i gaar-ı sadıkımız idi. Rahmet Ullahı aleyh»

Evliya Çelebinin verdiği bilgilere göre inceleyecek olursak:

Çok evvelinden roket ve fişek bilgisi olan Osmanlı Türkleri barut macunundan yapılı havai fişekleri ve yanış hızının azaltılıp çoğaltılması tekniğini bilmekte idiler. 50 okka barutlu 7 fişekli roket 64 kg. ağırlığındadır ki fişek ağırlıkları birbirine eşitse beheri takriben 9 kg. dır. O zaman yapılan barutun saniyede 450-600 gram yandığı kabul edebilir, o halde 7 fişek beraberce 15-20 saniye arasında yanarak Lagari Hasan Çelebi'ye hız temin edecektir. Hasan Çelebi'nin roket fişekli aracı ve ilkel paraşütü ile ağırlığı 165 kg. farz edilmiştir. Roketlerin cer kuvveti fi sek başına saniyede 25 kg. kabul edilirse tekmil fişek 175 kg. cer kuvveti verecektir. Bu cer kuvvetinin takatli uçuş boyunca sabit kalacağı kabul edilmiştir.

Roketin 15 saniye sonra barutu biterken hızı 115 km /saat, yükseldiği irtifa 215 m. olacaktır.

Bundan sonra son hızı ile bir süre yükselmeğe devam edecektir.

V2 ( son hız) , W2 ( Barut tükendiği zamanki ağırlık ) Vi (Barut bittiği anda hız)

Son varacağı irtifada V2 0 olacak ve Lagari aşağı düşmeye başlayacaktır.

V²1 W2=h2 - h1 olması lazımdır.

2g(DtW2);

bulunan değerler yerine konulursa 35m. çıkacaktır. Barut bittikten sonra 1,09sn. ‘de bu irtifaa kadar yükselecek yani 16,1 saniyede zeminden 250m.ye çıkacak ve sonra ilkel paraşütünü açıp denize düşecektir. Değerde de değişik yapılarak yapılan hesaplamalarda da hadisenin olabileceği ortaya çıkmaktadır. .

Hezarfen Ahmed Çelebi

Lodos bir havada Galata Kulesi'nden kuş kanatlarına benzer bir araç takıp kendini boşluğa bırakan ve uçarak Usküdar'da Doğancılar'a inen Hezarfer Ahmed Çelebi, Türk havacılık tarihinin en kayda değer sımalarından birisidir. Bu uçuş hakkındaki belgeler maalesef şimdiye kadar sadece Evliya Çelebi'nin büyük Seyahatname'sindeki ifadesinden ibarettir.

İstanbuldaki Cemşitkar üstadlardan Hezarfen Ahmet Çelebi, ibtida Okmeydanı'nın minberi üzerinde rüzgar şiddetli iken kartal kanatları ile sekiz dokuz kere havada pervaz ederek talim etmişti. Bade, Sultan Murad Han, Sarayburnu'nda Sinanpaşa Köşkünden temasa ederken, Galata Kulesi'nin ta zirve-i alasından lodos rüzgarı ile uçarak Üsküdar'da Doğancılar meydanına inmiştir. Sonra Murad Han, kendisine bir kese altın ihsan ederek : Bu adem pek havf edilecek bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelür, böyle kimselerin bakaası caiz değil diye Ceyazir'e nefy eylemişdir, anda merhum oldu)).

Uçuşun Değerlendirilmesi:

Hezarfen Ahmed Çelebi'nin Galata kulesinden Doğancılar’a uçabilme imkanları bugünkü Aerodinamik biliminin ışığı altında ve Evliya Çelebinin verdiği bilgiden istifade edilerek incelenecektir

Galata kulesinin zemininin deniz seviyesinden yüksekliği 47 m. kulenin külah ucuna kadar yüksekliği 55 m. dir. Doğancılar'ın deniz seviyesinden yüksek1iği ise 40 m. dir, o halde uçuş profilinde kalkış ve iniş noktaları arasında 62 m. lik bir yükselti farkı bulunmaktadır. İstanbul’da ilk ve sonbaharda kuvvetli Lodos rüzgarları eser. Bu rüzgar 50- 100 km/saat arasında hızla eser. Faraziyelerde 54 km.’lik bir rüzgar hızı dikkate alınacaktır.

Bez, deri, kamış, hafif ağaçlar, ip hatta tel kullanılarak kuş tüylerinden de istifade edilerek yapılacak bir kanadın geometrik ebatları araştırıldığında şu sonuçlara ulaşılmıştır:

Hazerfen’in ağırlığı(alet ile beraber) W= 120 Kg

Kanat sathı S= 12 m²

Orta kısımda kanat genişliği C= 1,5 m

Kanat açıklığı b= 9 m

Kanat AR sayısı (?/S=b²) ? = 6,75

Kanat randımanı e=0,6

Şekil mukavemet katsayısı 0,02

Yapılan işlemler sonucunda Hezarfen' in tutunuş hızı : 51 km. saat bulunmaktadır.

Yapılan hesaplamalar sonucunda uçuş takriben 5 dakika sürecektir. Yukarıda alınan değerler bilhassa Q değiştirilerek birçok başka uçuş profilleri bulmak mümkündür, fakat her halükarda böyle bir rüzgar altında kuleden bu uçuşun mümkün olduğu meydana çıkacaktır.

İmam Cevheri'nin Uçma Teşebbüsü

Gazneliler Devleti'nin sınırları içinde eskiden Maveraünnehir denilen Türk ülkesinin Farab (Otrar) şehrinde doğan Türk asıllı büyük bilim adamı Cevheri'nin babası Hamid oğlu İsmail'dir.

Fenle uğraştığı zamanlarda büyük kuşların kanat çırpmadan yükseklerden süzülerek uçuşlarını da dikkatle izliyor ve bugün maalesef elde olmayan bazı hesaplar yapıyordu. Bir gün (M.S. 1002 yıllarında) Nişabur'daki caminin damına çıkarak vücuduna iplerle iki büyük satıh bağladı ve uçacağını ilan etti ve kendisini boşluğa bıraktı. Kanat satıhları maalesef Cevheri'yi taşımadılar, şiddetle yere çarparak vefat etti. Cevheri'nin bu hareketi, zamanında çok garip karşılanmıştır. Cevheri bilinen ilk Türk Hava şehididir.

Bizans'ta Uçmak isteyen Bir Türk:

159 yılında Anadolu Sultanı IInci Kılıçarslan'ın İstanbul’u ziyareti esnasında verilen şenliklerde bir Türk at meydanındaki kuleye çıktı. Bu Türk bütün meydanı uçarak dolaşacağını iddia etti. Gayet uzun ve geniş beyaz bir elbise giymişti. Etekleri rüzgardan yelken gibi şişiyordu. Adam, rüzgarın eteklerini doldurmasını tamamlamak için bir süre kol ve ellerini açtıktan sonra kendini boşluğa bıraktı, fakat kısa bir süzülüşten sonra düşerek öldü. Vücudunun ağırlığını ince ve hafif kanatları taşımamıştı.